Enerji Verimliliği ve Tasarrufu Bir Takım Oyunudur

ista Türkiye Genel Müdürü ile 5 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği üzerine konuştuk. ista Türkiye Genel Müdürü, “2010 yılında yasanın etkin bir şekilde uygulanmasını, kaçak kullanıma izin vermeyen, okuma hatalarının yaşanmadığı, hassas ve adil ölçüm yapabilen, yeni teknolojilerin uygulandığı, çağdaş bir ortamın oluşmasını bekliyoruz. Enerji tüketim veri okuma/raporlama hizmetinin bu konuda uzman yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından yapılmasını istiyoruz” diyor.

Sektörünüz açısından 2009 yılı nasıl bir yıl oldu. 2010 yılına ilişkin beklentileriniz nelerdir?
ista dünyada 26 ülkede, 5000 çalışanı ile 107 yıldır söz konusu sektörde faaliyet göstermektedir. Enerji, su gibi tüketim verilerini çağdaş teknolojiler kullanarak okur ve tüketim değerlerini raporlar. ista Türkiye’de bu hizmeti yaklaşık 18 aydır sunmaktadır. Özetle Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği gereği; adil yakıt parası paylaşımı hizmeti vermektedir. Kısa süreden beri faaliyet gösteren bir kuruluş olmamıza rağmen 2009 yılı beklentimizin çok üzerinde bir başarı grafiği sergilemiştir. 2010 senesi bundan çok daha başarılı olacaktır. Enerji Verimlilik Yasasının bu noktada çok önemli katkısı olduğuna inanıyoruz. 2010 yılında yasanın etkin bir şekilde uygulanmasını, kaçak kullanıma izin vermeyen, okuma hatalarının yaşanmadığı, hassas ve adil ölçüm yapabilen, yeni teknolojilerin uygulandığı, çağdaş bir ortamın oluşmasını bekliyoruz. Enerji tüketim veri okuma/raporlama hizmetinin bu konuda uzman yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından yapılmasını istiyoruz.

Önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecek olan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne ilişkin düşünceleriniz nelerdir? Sizce uygulamada karşılaşılacak olası sorunlar nelerdir?
Enerji Verimlilik Yasası otuz sene rötar yaparak ülkemize getirilmiş olmasına rağmen, ülkemiz menfaatleri adına alınmış en önemli karardır. Dünyada bu hizmeti hakkıyla sunabilen köklü şirket sayısı sınırlıdır. Türkiye’de sektörde yeni sunucuların ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu durum rekabet ortamı getirecek ve ülkemize, tüketiciye daha faydalı olacaktır. Bu süreçte ülkemizde zaten var olan sayaç çöplüğüne ve adaletsizliğe yenilerinin katılmasını önlemek gerekecektir. Yasa ve yönetmeliklerde ki maddelerin bir kere daha tarafsız uzman bir çalışma komisyonu tarafından gözden geçirilmesi şarttır. Bu hali ile doğru, sağlıklı uygulama yapmak mümkün değildir ve istismara açık maddeleri vardır. Tüm mevcut eski dönemlerden kopyalanmış idari ve teknik satın alma şartnameleri güncelleştirilmek zorundadır. Bunlar yapılmadığı takdirde, eski dönemlerde yapılan yanlışlıklar tekrar edilecek ve beklenilen tasarruf ve verimliliğe ulaşılması güç olacaktır.

Enerji verimliliği konusunda diğer ülkelerdeki uygulamaları temel alarak Türkiye’nin konumunu ve konuya olan bakışını değerlendirir misiniz?
Enerji Verimlilik Yasası ilk defa Almanya’da petrol krizi sonrası yürürlüğe girmiştir. 1986 senesinde Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde revize edilmiş, teknolojik gelişmelere göre uyarlanmış güncelleştirilmiştir. Türkiye’ bu yasayı geçte olsa ithal etmiştir. Ne yazık ki, Türkiye’ şartları göz önünde bulundurularak bir düzenleme yapılmamıştır. Halen anlaşılmayan, çelişkili ve tartışmaya açık maddeleri mevcuttur. Örneğin; sadece yetkili kişi ve kuruluşlarca ölçme/ okuma/raporlama hizmeti verilmesi gerekirken, M-BUS sayaç taktırıp bahçıvan, kapıcı ve güvenlikçilere sayaç okutup, gider makbuzu ile aidat şeklinde yakıt parası tahsilâtı yapmak, sadece bizim ülkemizde vardır. Kombiler müstakil evler için tasarlanmıştır, toplu konutlarda can güvenliği sakıncası yanında, aynı zamanda daha maliyetlidir ve enerji tasarrufunu da mümkün kılmamaktadır. Dünyanın hiçbir başka yerinde binlerce toplu konut yaptırıp, bunlara merkezi sistem yerine, kombi takılan başka bir ülkede yoktur. Bu durumun ülke ekonomisine zararı senede yaklaşık 2 milyar dolar olduğu, son zamanlarda basında dile getirilmektedir. Yargı kararlarını umursamadan, hizmet vermeden tahsilâtın yapıldığı, sanki tüm vatandaşların elektrik, su ve gaz paralarını vermiyor varsayımı ile hareket edilerek, vatandaş kendisi istiyor süsü verilerek, ön ödemeli sayaçların devreye alınması da son derece tartışmalıdır. Ülkemizde enerji kaçak kullanımı söz konusudur, bu noktada etkin tedbirler alınmaksızın, enerji verimliliğinden bahsetmekte çok akıllıca bir yol değildir. Kaçak kullanılan enerji ve suyun, ödemelerini muntazam yapan vatandaşa pay edilmesi de, adil olmadığı gibi, yasal bir uygulama da değildir. Diğer ülkelerde zamanla kademeli olarak şebekeler teknolojiye uygun yenilenmektedir, fakat ülkemizde halen onlarca sene öncesi satın alma talimat ve şartnameleri ile şebeke yönetimine teknolojik alt yapı oluşturamayacak, eski sayaç satın almaları gerçekleştirilmektedir. Bu nedenden dolayı kaçak kullanım, okuma hataları ve yanlış sayımlar söz konusudur. Bu konu kıyıda köşede kaldığı için de tüketici bu noktada hakkını arayamamaktadır. Ülkemizde halen binlerce metre küp gaz satın alıp, çok daha fazlasını tüketiciye satan gaz dağıtım şirketleri vardır. Kısacası adil, şeffaf, güvenilir, verimli bir kültür oluşmamıştır. Sayaçlarımız tek parçadan oluşan sayaçlardır, modüler yapıya sahip olmadıkları gibi entegrasyona, teknolojik gelişmelere kapalı sayaçlardır. Taşıtınızın lastiği patladığında taşıtınızı değil, lastiğini değiştirirsiniz, ülkemizde arıza nerde olursa olsun sayacın tamamı hurdaya çıkar. Bu şekilde her defasında sökülüp yapılan kaldırımlarımız gibi, sayaçlarımızda işlem görmektedir. Birileri bundan yararlanırken, birileri de zarar görmektedir.

Enerji verimliliği konusunda uyulması gereken zorunluluklar bahsedebilir misiniz? Bu zorunluluklara uyum sağlamayan kuruluşlara uygulanacak yaptırımlar nelerdir?
Yasa ve yönetmelikler enerji verimliliği konusunda her türlü fayda sağlayan, ürün, teknoloji, tedbir ve uygulamaları tavsiye etmekte, desteklemekte ve bunların uygulanması için de yasal yaptırımlar getirmektedir. Enerji Verimliliği ve tasarrufu bir takım oyunudur. Maksimum derecede verimlilik ve tasarruf birçok şartın yerine getirilmesi ile elde edilecektir. Bu geçiş süreci içersinde dış cephe ve çatı yalıtımlarının yapılması, tesisatın gözden geçirilerek, ısı kayıplarına ve verimsizliğe sebep olan ekipmanın değiştirilmesi şarttır. Kireçlenmiş, pimleri yapışmış radyatör vanaları yerine, ısı ayarlı kaliteli vanaların kullanılması, ısı odaları gibi mimari tasarımlar, kaloriferi kapatıp açmak yerine kısmamız gerektiğini bilmek, yenilenebilir enerji teknolojilerini kullanmak, su tasarruf kartuşları temin etmek ya da hortumla araba yıkamamak gibi verimliliği artırıcı davranışlar ile, enerji tasarrufunu sağlayan yüzlerce uygulama sayılabilir. İlerde EVD adı altında Enerji Verimlilik Denetçileri bu konuda bir taraftan tüketiciyi bilgilendirirken, bir taraftan denetimlerini de yapacaklardır. Şu sırada yasal yaptırımlar geçiş süreci nedeniyle uygulanamamaktadır. İleride caydırıcı yaptırımların mutlaka uygulanması şarttır. Dumansız bir ortam sürecinde olduğu gibi vatandaşlarımızın bu durumu sosyal sorumluluk olarak algılamasını, yasalara uymasını, kendi denetimini kendi yapar konumuna ulaşarak, savurganlık ile mücadele eden bir toplum kültürüne sahip olmasını ümit ediyoruz.

Yönetmeliğin uygulanmasında yaşanacak aksaklıkların önüne geçilmesi için alınması gereken önlemler nelerdir?
Yukarıda söz edildiği gibi ülkemizde ki sorunlar ve engeller dikkate alınırsa, bu süreç son derece zorlu geçecektir. Enerji Verimliliği konusunda toplumun süratle bilgilendirilmesi, Yönetmeliklerin yeniden gözden geçirilerek uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi, Yasal yaptırımların caydırıcı niteliğe sahip kılınması, yasalara uygun, uygulama yapanların teşvik edilmesi, kredi imkânlarının sağlanması gereklidir. İletişim, Banka, Medya, Okullar, Camiler, Sivil Toplum Örgütleri gibi ve her bireyin gönülden desteğini alarak Enerji Verimliliği ve Tasarrufu Seferberliğinin başlatılması şarttır.

Yönetmeliğin yayınlanmasından bu güne kadar geçen sürede uygulama için gerekli altyapı oluştu mu? Bu konuda yapılan çalışmalar sizce yeterli mi?
Ülkemizde Sayın Başbakanımızın Enerji Verimliliği ile ilgili bir seferberlik başlatmış olmasına rağmen, ne yazık ki bu seferberlik etkin olamamıştır, kabul görmemiştir ve başarısızdır. Bugüne kadar geçen sürede uygulamalar için gerekli alt yapı oluşmamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalar da, gündemdeki başka sorunlardan dolayı son derece yetersiz kalmıştır.

Sizce yönetmelik konusunda özel sektör üzerine düşeni yaptı mı? Özel sektör kuruluşlarının bu noktada yapması gerekenler nelerdir?
Özel sektörün yönetmelik konusunda üzerine düşeni yapmadığına inanıyorum. Olumlu adımlar yerine, yapılanı da kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirme çabaları içine girmişlerdir. Kararlı, akıllı ve doğru yasal yaptırımlardan ödün verilmemesi gerekmektedir. Ülke ve Toplum menfaatleri öncelikli olmalı, bilimsel verilere dayanılarak yönetmelikler hazırlanmalıdır.

Bu Yönetmelik ile üretici ve ithalatçı firmalar nasıl etkilenirler?
Yasalara ve yönetmeliklere uygunluk toplam kalite ve rekabet bilincinin oluşması açısından son derece faydalı olacaktır. Ekonomi canlanacak, hatta ekonomik üretecek ve ekonomik tüketeceğiz.

Son olarak neler söylemek istersiniz…
Doğal kaynaklarımızı tasarruflu ve verimli kullanalım. Doğaya olan borcumuzu ve sorumluluğumuzu bilelim. Enerji Verimliliği gerçekten yarınlarımızdır. Yarınlarımıza sahip çıkalım. Enerji Verimliliğinde tutumumuz, sözde değil, özde olmalıdır diyorum.